hasaninsel

Bu aralar sıkça tartışılan bir konu.

Yıllar önce de MR ve Sonografi üzerine bu tür tartışmalar yasanmıştı. Önemli olan doğru kişilerce doğru şekilde yapılması Gecen pazar günü, yazılarını yıllardır artan ilgiyle takip ettim sevgili dostum Güngör Uras aradı. Klasik otomobillerle ilgili sohbetten sonra besin duyarlılığı veya diğer adıyla besin intoleransi testleri hakkında ne düşündüğümü sordu. Ben de anlattım. Sagolsun, yeri yerinden oynatan pazar günkü çarpıcı Milliyet yazısında konuyla ilgili anlattıklarımdan bahsetmiş.
CADDE serüvenim
Beni Milliyet CADDE’de yazmaya başlatan Milliyet yazarı Aysegül Aydogan Atakan’dir. Üç sene önce beni aradı ve “Yeni bir ek  çıkartıyoruz, ona yazar misiniz?” dedi. “çıkartın da bakarız ama pek vaktim yok” dedim. Zaman zaman arayarak ek konusunda bilgilendirdi. Beni konuya hep sıcak tuttu, “Çıkıyor yakında, bekliyoruz” gibi akıllıca sözlerle beni iyice hazırladı.
Ve bir gün, mevzuyu unutmak üzereyken, “Sedat Ergin Bey ile size bir buluşma ayarliyorum” dedi. Zaten hayranı olduğum Sedat Bey’in o yumusacik ve tatlı üslubuyla onure eden konuşmasından sonra, keyiften mest olmuş şekilde o zamanki adıyla Milliyet Cafe’de yazı yazıyor buldum kendimi.
Bu pazar öğleden sonra Aysegül Aydogan Atakan aradı, Güngör   Uras’in yazısını takiben, çeşitli görüşlere de yer veren, ‘besin intoleransi’ testleri hakkında bir yazı hazırladığını söyledi. “Yarınki gazeteye yetiştireceğim” dedi. İki ayağımı bir pabuca sokarak telefonda anlattıklarımı not etti. Hakikaten ertesi gün her zamanki detaylı bilgi veren üslubuyla nefis bir yazı yetiştirmişti. Yazısı  ilginçti ve çok kişinin kafasındaki sorulara cevap veriyordu. Tebrik ettim telefon açıp. “Perşembe günkü yazımda ben de bu konudan bahsetmeyi düşünüyordum ama siz o kadar güzel yazmışsınız ki, gerek kalmadı” dedim. “Yok muhakkak yazın, bu tip konular gündemdeyken ne kadar bilgi verilirse o kadar iyi olur” dedi. “Beni yazı yazmaya başlatan kişi yani hocam sizsiniz madem yazmalıymışım, peki yazayım” dedim ve yazıyorum iste.
 Bakalım ‘ibre’ ne tarafa kayacak. 
Besin intoleransi testleri üzerindeki tartışmalar beni yıllar öncesine götürdü. Rahmetli Dr. Ilhan Özsoy ağabeyim hep anlatırdı, ilk akçiğer röntgenleri çekilmeye başlandığında kimse yararına inanmamış, çok kimse de “Bu görüntüler yanıltıcı, çekmeyin” diye karşı çıkmış. Intermed’i açtığımız 1982’de ilk defa Sonografi yapmaya başlamıştık ve insanlar “Bu görüntüler kahve fali gibi, çok şüpheli” diye yorum yapmıştı.  Damardan ilaç vererek safra kesesi röntgeni çektirmeye devam etmişlerdi. Artık damardan iğneyle yapılan  safra kesesi röntgeni dünyada yok, sonografi en güvenilir safra kesesi teşhis metodu.

Ayrıca MR ilk çıktığında pek çok kisi “Dizde MR’in faydası yok, biz MR’a inanmıyoruz, tomografi daha iyi” demişti, simdi diz hastalıklarında MR bir numara, en güvenilir teşhis metodu.
Bakalım önümüzdeki yıllarda besin duyarlılığı testi için ibre ne tarafa kayacak. Bana göre, su anki veriler bu testlerden yana hızlı bir gelişme gösteriyor.
Bu tip testler ancak doğru kişilerce, doğru iş için ve doğru şekilde kullanılırsa yararlı olur. Yoksa sevgili Güngör Uras’in belirttiği gibi yaptığı diyetin yararlı mı yoksa zararlı mı olduğu belli olmayan bir takim kişiler, azap çekerek yedikleri yemekten ve hayattan zevk almaya çalışıyorlar. Bu tip besin duyarlılığı testlerinden gelen sonuç az yiyecekle sınırlıysa bunu uygulamak daha kolay oluyor ve kisiler testi daha inandırıcı buluyor.
Eğer çok fazla besin maddesine karsı şiddetli duyarlılık çıkıyorsa, hem uygulanması zor oluyor, hem de kisiler; “Yok artık, onu da mi yemeyeçeğim, bu da mi vardi?” diye sucu testin inanılmazlığına yıkıp, sıklıkla kaytarıyorlar.

Her şeyde olduğu gibi, burada da uygulanması zor olan şey, uygulanamıyor. Bu tip testlerin sonuçları, yararları henüz tartışmalı olduğundan ve diğer testlerde alıştığımız ilmi çalışmalar yaygın şekilde elimizde olmadığından, doktorunuzla veya diyetisyeninizle görüşüp, önerilerini alıp, bilgilenerek yaptırmak en doğrusu.

aysearman

“Galiba bir ben kalmıştım çevremde yaptırmayan… Yaptırdım.”

Besin Duyarlılık Testi.

Arkadaşım Roya (Sharghi), “Bu testi yaptırmalısın” dedi, “Yememen gereken besinleri öğrenmek, önce senin sinirini bozacak. Ama onları bilmek, beslenmende bir değişim ve denge sağlamana yol açacak…”
O çok güvendiğim biri, üstelik doktor…
Ve en önemlisi, o bu testi yaptırdıktan sonra gözümün önünde eridi, serpildi, güzelleşti, daha ne olsun…
“Tamamdır” dedim. Zahmetli bir şey değil, yapmanız gereken tek şey kan vermek.
Cırt diye oluyor.

Sonra size ayrıntılı bir rapor (Food Intolerance Test Report) geliyor.

“Şu şu besinleri kullanma kardeşim, sana iyi gelmiyor” diyorlar.
Hangi gıdalara karşı duyarlıysanız, sıralıyorlar.

Bize dokundukları halde bazı besinleri sürekli tüketirsek, cilt sorunları, migren, şişlik, aşırı kilo, aşırı zayıflık, mide ve bağırsak hastalıkları, kalp ve kan dolaşımı bozuklukları, depresyon vesaire gibi rahatsızlıklar ortaya çıkıyormuş.
Bundan haberimiz olmadığı için de, biz onları tüketmeye devam ediyormuşuz.

Nasıl şaşırdım anlatamam, bana mesela portakal yaramıyormuş, 8 hafta kullanma dediler, ananası 16 hafta kesmemi istediler, keten tohumunu (ki gittiğim bütün diyetisyenler vermişti) 32 hafta kullanmayacakmışım, Arnavut biberini (ki ben her türlü acı biberi çok severim) 8 hafta ağzıma sürmemem gerekiyormuş, köri ve tarçını 16 hafta, en çok da buna güldüm içinde ginkgo bulunan besinleri 8 hafta kullanma demişler.


Hafızam kuvvetlensin diye Ginkgo Biloba almayı toptan unutmam gerekiyor yani!

Kolayı da 16 hafta içmeyecekmişim.

Ama en önemlisi, benim hayatımı mahveden şeyi küt diye bulmuşlar, “İçinde agar olan ürünlerin 1 yıl kullanma” yazmışlar.
Agar nelerin içinde mi var?

Süsleme jeli, beze, pasta kaplama şekeri, lokum, karamel, marşmelov, jelibon, jelly bean, kurabiye, donut jölesi, şerbetler, jöleler, dondurmalar, diyet reçeller, marmelatlar, fıstık ezmesi gibi tanrısal bir sürü harika şeyin içinde…

Listeyi gördüm ve “Eyvah! Vursaydınız daha iyiydi” dedim.
Bana seks kadar zevk veren her şeyi kesmemi istiyorlar!

Ama itiraf ediyorum, besin duyarlılık testine inandığım an da, o andır.
En sevdiğim şey, bana aynı zamanda en çok dokunan şeymiş, bilmişler.
Ben mesela bir pastanın kaplama şekerini yiyip, mutluluktan ölebilirim, ya da kremalı bisküvinin çocuklar gibi kremasını yalayarak kendimden geçebilirim, jelibonla beni her zaman kandırabilirsiniz, hele rengârenk jelly bean’lerle neler neler yaptırabilirsiniz…

Şarap ve bira da iyi gelmiyormuş bünyeme…

Oysa, hayatım şarap içerek geçti…

Bu yaz rakı var.

Agar yok.

Bakalım, ne kadar dayanabileceğim…

denizgoncay

Uzun yıllar beslenme ve diyet uzmanı eşliğinde diyet programı ve uzmanlar eşliğinde fiziksel aktivite programı uygulamasına rağmen birlikte başladığı grup arkadaşları çok kolay kilo verebilirken, danışanım çok zor kilo veriyordu. Merkezimizde FOODTEST ile tanıştı çok kısa sürede test sonuçları elimize geldi ve eliminasyon diyetine beraber başladık. 2 hafta gibi kısa bir sürede sağlıklı diyet programı ile yağdan 4.1 kg kilo kaybıyla sonuçlandı.
Başka bir hastam kilo problemi olmamasına rağmen sabahları yataktan kalkamama, gün içinde sırtında yük taşıyormuş gibi ağırlık hissetmek gibi kronik yorgunluk şikayetlerine çözüm bulabilmek için merkezimize başvurduğunda FOODTEST ile tanıştı benimle her karşılaştığında kendisini eskisine göre çok daha iyi hissettiğini belirtiyor.
Akne şikayetleri olan bir hastam her yolu denemesine rağmen baş edemediği sivilcelerin aslında tolere edemediği gıdalardan kaynaklanabileceği düşüncesiyle FOODTEST ile tanıştı ve şikayetlerinde gözle görülür derecede azalma gerçekleşti.
Diğer bir hastam migren ataklarından şikayetçiydi. FOODTEST sonuçları geldikten sonra ilk iki ay içinde sosyal hayatını tamamen bitirmiş olan haftada en az iki kere tekrarlayan ataklarının şiddeti ve tekrar oranı çok azaldı ve aslında atakların klasik migren tetikleyici besinlerden farklı besinler olduğu tespit edildi.
Dermatolog kontrolünde olan hastalarımdan biri kronik ürtikerden şikayetçiydi. FOODTEST sonuçlarına göre uygulanan eliminasyon diyetiyle özellikle kol ve boyun bölgesinde tedavilere yanıt vermeyen belirtiler ortadan kayboldu

faikkuseyri

İlaca cevap vermeyen uzun süreli öksürüklerde FOODTEST Besin duyarlılık testinden sonra detaylı olarak aldığım sonuçlara göre, birçok hastamda günlük beslenme alışkanlıklarını düzenleyerek klinik yakınmalarda hemen hemen tamamında düzelme saptadım.

osmanbulutlarGıda intoleransı (non-allerjik aşırı gıda duyarlılığı), bazı gıda yada gıda gruplarına vücudun verdiği olumsuz, bazı sistem hastalıklarını tetikleyen, gecikmiş İgE dışı bir immün reaksiyondur. Gıda intoleransı, bir gıdaya, içeceğe karşı olabildiği gibi hazır gıdalarda ve yarı hazır gıdalarda sıklıkla kullanılan katkı maddelerine karşı da gelişebilir.

Özellikle nedenini saptayamadığımız kilo verememe bazı egzema , mide-barsak sistemi sorunları gibi kronik durumlarda hastalarıma food test yaptırmayı öneriyorum. Test sonucuna göre intolerans görülen gıdaları kontrol altına aldığımızda fark edilir gelişmeler görüyoruz.

ercinozunturk

Gıda intoleransı dermatolojide hasta şikayetlerine sebep olmakta ve dolayısıyla birtakım klinik bulguları ortaya koymaktadır. Bunlar içerisinde ürtiker, egzema, pruritus ve deri döküntüleri yer alır. Bundan dolayı etiopatogenezi araştırırken gıda intoleransı muhakkak dikkate alınmalıdır.

Bunun ötesinde kendi başımdan geçen bir olaydan bahsetmek isterim. Yaklaşık 1.5 yıldanberi değişik incelemeler yapılıp, tedaviler verilmesine rağmen devam ede gelen çok sık ishal tarzında dışkılamamın önüne geçilememiş ve neredeyse kaderime terk edilmiştim. Bir tesadüf sonucu FOODTEST i yaptırmak söz konusu oldu ve bu testte aklıma gelmeyen besinlere karşı bağırsaklarımın hassasiyet gösterdiğini öğrendim. Bunlar kola, gingko, çavdar, karabiber ve köri idi. Beslenmemden bu besinleri çıkartarak önlem almaya başladıktan bir hafta sonra şikayetlerimin azaldığını gözlemledim. Günde 7-8 defa tuvalete giden ben artık günde 1 defa normal kıvamda tuvalet yapmaya başlamıştım.

Gıda intoleransı tespit edilen maddelere karşı en az 2 aylık sürenin hadiseyi kontrol etmede yeterli olabileceği düşünülmekle birlikte, bu sürenin daha da uzayabileceği ifade edilmektedir. Ben cilt hastalıkları uzmanı olarak bu testin dikkate alınmasını öncelikli olarak öneririm.

T. E. isimli hastamız Mayıs 2014 tarihinde Hipokrat Laboratuvarları’na gelerek Food Test yaptırdı. Sadece Food Test Sonuçlarına uygun beslenme önerilerimiz ile 7 ay gibi kısa bir sürede 9.800 gram kilo kaybı sağlamış bu kilonun 6.800 gramı  yağ dokusundan gerçekleşmiştir.

Örnek Test Raporlarını Aşağıda Bulabilirsiniz.